Gönüllü dediğin nedir ki?

‘Göğün Dili’nden

 

 

 Bir işi yapmayı hiçbir yükümlülüğü yokken isteyerek üstlenen kişidir gönüllü ya da sorumluluk verilmediği halde alandır. Zamanını güzel şeyler için değerlendirmesini bilen kişidir. Vicdanı da yaptıkları sebebi ile rahattır bu kişilerin.

 

Çevremde o kadar çok gönüllü var ki onlarla yaptığım her sohbette biraz daha gururlanıyorum paylaşımları adına. Ama bu işin ne kadar zor olduğunu da gün geçtikçe, yaşadıklarını öğrendikçe idrak ediyorum. “Sen bu durumda ne yapıyorsun?” diye sorarsanız elimden geldiğince katkı sağlamaya çalışıyorum sivil toplum kuruluşları için. Ama ne kadar yararlı olabiliyorum onu bilemem. Ya da benim ve çevremdekilerin çabaları ne kadar yeterli oluyor yorum yapamam.

 

Peki, siz ne yapıyorsunuz? Hayatınızda ne zaman kendiniz ve sevdikleriniz dışındaki canlılar, kavramlar, değerler için bir şeyler yaptınız?

Silkelenip kendinize gelmeniz için daha ne kadar beklemeniz gerekiyor acaba?

 

Yaban ellerde, sivil toplum örgütlerinin üyeleri alsın başını gitsin bizde nüfus artsın ama derneklerin üye sayısında değişim olmasın, aman ne ala… Armut piş ağzıma düş iyi valla. Hani gelişeceğiz, hakkımızı savunacağız diyoruz ya o iş öyle oturduğunuz yerden olamıyor maalesef.

 

Hadi maddi açıdan katkıda bulunmak istemiyorsunuz, kazandıklarım ancak benim yaşam standartlarıma yetiyor diyorsunuz… Peki ama bugüne kadar öğrendiklerinizi, bilgilerinizi, muhteşem yeteneklerinizi, çok değerli zamanınızın bir bölümünü de mi paylaşamıyorsunuz?

 

Oturun bir düşünün kimlerin size ihtiyacı var, kimler için ne yapabilirsiniz? Araştırın, sorun soruşturun uygun STK’yı bulun sonra da yerinizden kalkın ve gidip onlarla konuşun, ne yaptıklarını öğrenin, nasıl yardımcı olacağınıza karar verin, işin ucundan tutun bir zahmet…

Emin olun bunu yaptığınızda alacağınız manevi tatmini; hiçbir yerde, hiçbir işte yakalayamayacaksınız.

 

Hadi diyelim bu işe girmek istediğinize gönülden karar verdiniz. İşte siz hazır bu aşamaya gelmişken paylaşılması gereken şeyler var; bunların başında da STK’ların oluşumu geliyor.

 

Yapıyı değerlendirdiğimizde karşımıza üç nokta çıkıyor. İlki ‘Siz’siniz, ikincisi amaç; insanlar, doğa, hayvanlar, sanat ya da şu anda burada sıralayamayacağımız ama hayatın tamamını kapsayan kavramlar. Üçüncü ve son nokta ise STK’ların yöneticileri.

 

Bu son nokta amacınız doğrultusunda sizin seçimlerinizi etkileyecek önemli hususlardan biri. Onun için STK’ların kurumsal yapısının muhakkak incelenmesi gerekiyor. Size güven vermesi belki de en önemlisi, çünkü bu duyguyu hissetmeden başarılı olup kendinizi tatmin etmeniz mümkün olamıyor. Seçtiğiniz STK’nın başında ve yönetiminde kimin olduğu da önemli. Kurumlar ile yöneticilerin kişilik özelliklerinin özdeşleşmesine dikkat etmek gerekiyor. Her ne kadar profesyonel yönetici olsalar da gönüllülük esaslarından yoksun olmamaları gerekli. O makamda oturan kişilerin gönüllülerden biat etmesini beklemesi hem amaca hem de gönüllülere haksızlık olur.

 

Koltuk sevdası denilen şey STK bünyesine ters.

 

Sevgili yönetici; unutmamak gerekir ki o insanlar hem zamanlarından hem maddiyatlarından kısacası hayatlarından fedakârlıkta bulunuyorlar. Kıymetlerini bilin çünkü gönüllünüz yoksa siz de pek bir şey ifade edemezsiniz.

 

Her iki taraftan da değerlendirdiğimizde işin özü “bu iş gönül işi”

İster STK yönetiminde olun isterseniz de üye, bu işin içindeyseniz gönlünüzü ortaya koymanız gerekiyor. Ve egoların olduğu yerde gönüllü olunmuyor, bir amaç uğruna savaşılamıyor… Bundan sıyrılamayanlarda bu işi hakkı ile yapamıyor…

 

Hadi şimdi gönlünüzle baş başa verin ve bir düşünün; ‘ben neyim?’, ‘ne yapabilirim?’ diye… En azından buna zaman ayırın. Ayırın ki ilerde pişmanlık yaşamayın bir şey yapmadım diye. “Bundan yıllarca önce ben düşündüm ama uygulamadım” diyip vicdanınızı rahatlatırsınız belki. Belki de düşündüğünüzde taşın altına elinizi koyarsınız kim bilir.

 

Ama her ne olursa olsun gönüllü kalın!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz