Herkes mutlu son bekliyor…

Herkes bir şey istiyor..
Patronlar da dahil herkes mutlu son istiyor…
Bekarlar evlenip yuva kurmak istiyor, evliler heyecan istiyor, dullar, boşanmışlar, geçmiş hayatın tekrarını değil de, olacaksa daha iyisini, hayatında hiç aşkı yaşamayan, aşk istiyor sanki aşk varmış gibi, kimisi uzaktan seviyor sanki bir gün onun olacakmış gibi….
Sonuç…
Patron mutlu son istiyor…
Evet uzun zamandır ayrı kaldım sizden. Uzun zamandır aklımdaki hikayeleri, kurmaya niyetlendiğim kelimelerimi, cümleye dökemedim…
Ama bana da hak verin, bu kadar şıpsevdi varken etrafta, ve bu kadar saçma duyguların arasında edebe uyan duyguların hangisini yazabilirim ki…
Konu uzun…
Bir an önce başlamak lazım..
Konu ince, zaman dar… Ve diyeceğim o ki… Şu evli adamların önünü bir keselim artık yaa… Afrodizyak metinler ve e-mail aracılığıyla bana ulaşan ve bunu da yaz, lütfen evli adamları da yaz diyenlerin mesajlarına yanıt olarak bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum…
Bak canım zaten evli olduğunu gizleyen bir kitle var ki en tehlikelisi…
Bunlar biz ayrıyız deyip her gece karısıyla, çocuğunun annesiyle aynı yatakta yatan itler…
Bir kere bunları ele…
Bunlardan sana adam olmaz, kaypaktır, korkaktır, yalnızken bir halta yaramaz…
Yalan söyleyen adam müsveddesi zaten bu işlere yeni başlamıştır, henüz toydur…
Karısının ütülediği gömlekle, karısının yıkadığı donla gelir yanına, kendi salak ya, seni de salak yerine koyar…
Hatta karısı da diğer çocuğuna hamile bile olabilir…
İşte TC sini nüfustan baktır…
Zaten vermez, veremez TC sini…
Atar yaparsa vur yüzüne hadsizliğini hak etmiştir…
Bir de bunların bir tık üstü var…
Evliyim der, çocuklarım ufak der, karımla arkadaş gibiyiz der, çocuklar için bir aradayız der, hatta sana karısını bakımsız, isteksiz diye şikayet eder…
Canım benim bakımın parayla, belli bir bütçeyle olabileceğini, kendisinin de Brad Pitt olmadığını anlat lütfen…
Yani bakımlı kadın istiyorsa paranın, mutlu kadın istiyorsa yatakta mutlu etmenin önemini bir zahmet bu oduna anlat…
Daha bitmedi…
Bir de evli olduğunu söyleyen, eşiyle ve çocuklarıyla mutlu olan, ama ara sıra heyecan isteyen, seni öteki yapmak niyetinde olan, öncelikleri önce kendi, sonra ailesi yapan, biraz da maddi durumu iyi olan, ve seni maddi olarak besleyip, kendini tatmin eden bir kitle var…
Bu adamların hep boş zamanlarında yanında olabileceksin…
Sana asla zaman ayırmayacak…
Boş zamanlarını dolduracağın…
Onun canı heyecan istediğinde, değişik bir ten, farklı bir koku istediğinde sana ihtiyaç duyacak…
Hani arabanın stepnesi gibi…
Yedek lastik…
ihtiyaç anında camı kırın gibi…
Bu senin tercihin tabi…
Bu tarz adamlar genelde senin yatağından çıkar, duşunu alır, karısının, çocuklarının annesinin yanına döner, gece seninle uyumaya bile tenezzül etmez…
Peki…
Bunları nasıl ayırd edeceğiz?…
Şöyle canım…
Adam hafta içi seninle görüşüyorsa, seni bir restorana yemeğe götürüp, hesabı ödüyorsa ve sonra otele geçiyorsa, ama yanında uyumuyorsa…
Bunu ele, bu karısına bağlı…
Bırakmaz, korkak.. Şehir dışından geldi, ama hafta içi…
İş gezisi demiştir, ailesini bırakamaz, ama uçkurunun izinden gider, sabah kahvaltıyı seninle yaparsa, kendini şanslı hisset, çünkü akşama karısına koşarak gidecek….
Çünkü karısı için, o adam uzun yoldan, iş gezisinden gelmiştir, ailesi için didinen adam modu…
Sözüm ona….
Bak iyi dinle…
Bu tip adamlar, senin yanındayken, seni dünyanın merkezi yapar, onun için vazgeçilmez olduğunu hissettirir sana…
O kadar iyi davranır ki…
Çünkü bir kadına nasıl davranacağını bilir…
Maddi durumu senden iyidir, ihtiyacını karşılamak ister…
Ama yılbaşını, doğum gününü, 14 Şubatı, bayramları, yıllık iznini ailesiyle geçirir…
Yurt dışına çıkar…
Sen sadece iyi yolculuklar dersin…
O kadar diyebilirsin…
Ötesi yok..
Çünkü senin için planını bozmaz…
Acıdı mı kalbin…
Yazarken benim de acıdı…
Ama hayat böyle…
Yaz dedin yazdım…
İnan bazı cümlelerimde bir sigara bile yaktım…
Yani sonuç istersen, kimsenin yari, kimseye kalmıyor…
Bekar olanlar çabuk tüketiyor…
Aşkı, sevgiyi, bedeni…
Evli olanlar…
Yedekte tutuyor seni…
Hep öteki oluyorsun…
Söylesene hangisini hak ediyoruz…
Ben 10 yıllık evliliği bir sözle bitiren, yaşamam gereken bir hayat var diyen, kanseri atlatan, ölüme kafa tutan, hayatın kıyısından dönen bir kadınım…
13 yaşında bir erkeğin annesiyim…
Ben kadınım…
Bu hayatı ben seçtim…
Ben ne taşları yol bildim…
Ben ne adam müsveddelerini adam yerine koydum da, incindim, söyleyemedim…
Ben neyi hak ediyorum biliyor musun??..
Birinin önceliği olmayı, kıymetlisi olmayı, öteki değil de, teki ,biri olmayı…
Seven değil de sevilen olmayı, hayatım değil, hayatının kadını olmayı…
düşlerin olmayı…
hayalinin gerçeği olmayı…
Ben bir adamın menfaatine bırakmamalıyım hayatımı…
“Seni buraya götüreyim” cümlesi bana hiç kurulmamalı…
Ben yılbaşını Newyork’ta kutlamalıyım, ben bu kış Maldivlerde olmalıyım.
Ben yazı Yunan adalarında teknede…
Kuzey yıldızlarını Norveç’te izlemek istiyorum demeliyim..
Eğer o adam evliyse ve beni istiyorsa hayatında…
Başka gelmeli…
Özel gelmeli…
Yoksa neden zaten tercihi karısı olacak bir adam seçeyim…??
Ben çaba sarf etmeyeceğim..
Sen evliyken, ailenden vazgeçemeyecekken…
Benim hayatıma gireceksen eğer…
Üzgünüm…
Beni sana bağlamak için…
Benim yanımda olmak için farklı olacaksın…
Herkes mutlu son bekliyor…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz